21 Kasım 2015 Cumartesi

Sıkı durun...


Çok uzun zamandır bloga yazı ekleyemedim. Bu süreç içerisinde malûmunuz olan bir çok gelişme yaşandı. Bu yaşananlar bizim kulübün fıtratın da var. Zincirleme trafik kazası misali yaşadıklarımızdan sonra Antalyaspor beraberliği tüm bunların tuzu biberi oldu. Bir önceki Rize maçından ders alınmamış gibi yenilen gol de cabası.

Sahaya çıkan kadro belki de çıkabilecek en iyi kadro. Chejdou ismi olabilirdi diyorum ama onunda son maçlardaki kritik hataları kulübeye çekilmesine neden oldu sanırım.

İsmi en çok zikredilen Denayer ve övgüler yağdırdığımız Jose ilk 11'de. Sabri kulübede, Umut cezalı. Ee bundan iyisi Şam'da kayısı.

Daha 10.dakika olmadan öne de geçtik. Her şey yolunda. İlk yarı kazasız geçilmiş. Bıçak sırtı olan her şey saman altında. Taraftarın dilinin ucunda ama bir türlü çıkmıyor. 

Yüksek isabetli paslarını her fırsatta dile getirdiğimiz Jose'nin yaptığı pas hatası ve bu sezon moda haline gelen savunma zaafiyetinin de katkısıyla rakip takım golü buluyor ve çatırdamalar başlıyor. Jose topu ayağına alınca ıslıklamalar, protestolar ufak çaplı başlıyor. Her ne kadar yerine Emre hazırlansa da çıkar ayak güzel bir çalım ve güzel bir pasla Podolski tabelayı 2 dakika sonra çevirince saman alevi sönüyor yine. 

Yarım yamalak alkış-ıslık karmaşası içinde Jose-Emre değişikliği gerçekleşiyor. Sonra kulübeye bir göz atıyorum ki acı gerçek aslında orada karşımızda. Evet öndeyiz ama kötü senaryoda 2. ve 3.değişiklik hamlesi kim olur diyorum kendi kendime. Cevabı yok. Çünkü kenarda Sabri, Chedjou, Bilal, Jem Paul ve Sinan oturuyor. Girdiğinde rakip takıma korku verecek, taraftarı ateşleyip maçı çevireceğine inanabileceğimiz tek bir isim bile yok kenarda. 

Nitekim maçın bitimine doğru beraberlik geliyor. Hamle yapacak adamımız yok. Kaderimize razıyız anlayacağınız. Kader Selçuk'a yazılıyor ve öne geçiyoruz. Kaptan gemisini kurtardı diyecekken yazının başında da söylediğim gibi Rize maçı kopyası bir gol yiyoruz ve evimizde yine puan kaybediyoruz. Biri uzaklaştıramıyor topu, öteki çıkıp vuramıyor, Muslera tereddüt ediyor, top rakibin önüne düşüyor vuruyor ve gol oluyor. 

... ve finalde "Yönetim İstifa" sesleri.

3 gün sonra Şampiyonlar Ligi maçı, Selçuk, Burak cezalı. Kulübenin durumu içler acısı. Teknik Direktör yok. Futbolcular boşlukta. Yönetim zaten boş.

Bu buhrandan nasıl çıkılacak inanın hiçbir fikrim yok. Kulübün adında "Saray" var diye mi bu kadar entrikalar dönüyor bilemiyorum ama gerçekten bize bizden başka düşman gerekmez. Kendi sonumuzu kendimiz hazırlıyoruz.

Şimdi sırada o geliyor bu geliyor tartışmaları var. 1 ay sonra transfer dönemi başlıyor. Takım o zamana kadar toparlanamazsa vay halimize. 

Sıkı durun, hareketli günler değil aylar bizi bekliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder